Bir vefa abidesi olarak Hz. Peygamber



Her yıl Mevlid Kandili haftasında Hz. Peygamberin bir özelliğini konu edinen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu seneki konusu Peygamberimizin vefası. Peki Hz. Peygamber kimlere nasıl vefalıydı ?


Bir vefa abidesi olarak Hz. Peygamber

Vefa en güzel şekliyle Efendimizin hayatına anlam katan ve bizlere yol gösteren bir ahlak ilkesidir. İnsanlık özelliğidir.

Vefa, İnsanı insan kılan, insanı özel hissettiren, kotu duygu ve düşüncelerden alıkoyan bir erdemdir. Vefânın zirvesini gösteren en güzel misalleri, Peygamberimiz’in hayâtında görmekteyiz…

O’nun hayatında;

  • Sabahlara kadar ibadet etmesi Rabbine vefasını,
  • Eşini, dostlarını, sütkardeşlerini hatırlaması yakınlarına vefasını,
  • Sözleştiği bir insanı saatlerce beklemesi sözüne vefasını,
  • Uhud’u ve şehitlerini her defasında yad etmesi dostluklarına ve İslam davasının sahiplerine vefasını,
  • Efendimizin neredeyse her cumartesi Kuba’ya gitmesi, zaman zaman Bakî kabristanlığını ziyareti, onun yaşanmışlıklara dair vefasını,
  • Şehit çocukları, dul ve yetimlerle ilgilenmesi, vefat eden dava arkadaşlarına vefasını,
  • Mescidi Nebeviyi temizleyen kadının vefatını sonradan öğrenip mezarına gitmesi insana vefasını,
  • İnleyen hurma kütüğünü okşaması eşyaya vefasını,
  • Hicret esnasında yanında bulunan emanetleri sahiplerine teslim edilmek üzere Hz. Ali’ye teslim etmesi emanete vefasını,
  • Soyunu, atalarını, geldiği yerleri, birlikte olduğu insanları her durum ve şartta hatırda tutması, geçmişle olan bağı, peygamberlere olan muhabbeti atalarına vefasını,
  • Erkam b. Ebil Erkam’a hicret sonrasında ev hediye etmesi ve Bedir sonrası Mezruban isimli meşhur kılıcı hediye etmesi yapılan iyiliklere karşı vefasını,

bizlere göstermektedir.

Bir vefa abidesi olarak Hz. Peygamber #1


Efendimiz s.a.v, üzerinde emeği olan hiç kimseyi unutmamış, hayatı boyunca onlara hep vefa göstermiştir. Bu vefâ örneklerinden bazılarını sizler için derledik…

 


ANNESİ HZ. ÂMİNE’YE OLAN VEFASI

Peygamberimizin Hudeybiye Umresi için Mekke’ye giderken Yolculuk esnasında Ebvâ’ya uğramışlardı. Resûlullah Ebva köyündeki annesinin kabrini ziyaret etti. Ziyaret esnasında kabrini eliyle düzeltti ve teessüründen ağladı. O’nun ağladığını gören Müslümanlar da ağladılar. Daha sonra niçin böyle yaptığını soranlara Sevgili Peygamberimiz; “Annemin bana olan şefkat ve merhametini hatırladım da onun için ağladım.” buyurdu.


Bir vefa abidesi olarak Hz. Peygamber #2

HZ. PEYGAMBER’İN EŞİ HZ. HATİCE’YE OLAN VEFASI

Mekke’deki en zor yıllarını onunla beraber yaşamış, bütün zorluklara onunla beraber göğüs germişti. Hz. Peygamber o limanda sükûn bulmuş ve onun desteğiyle dimdik ayakta durmuştu.

O, asaleti, fedakârlığı ve vefakârlığıyla hep Efendimizin yanında yer almıştı. Ona dört kız, iki oğlan, altı çocuk vermişti.

Elbette vefa peygamberi hayat arkadaşını asla unutamadı. Vefatından sonra dahi ona bağlılığı, ona duyduğu vefa borcu, çok daha genç ve güzel olan hanımı Hz. Âişe validemizi bile kıskandırmıştır.

Hz. Âişe’nin (ra) şöyle dediği nakledilmiştir:

“Ben Peygamber’in (sav) eşlerinden hiçbirini, Hatice’yi kıskandığım kadar kıskanmadım. Oysaki ben Hatice’yi (benden önce vefat ettiği için) görmemiştim. Ancak Peygamber (sav) ondan çok bahsederdi. Bazen bir koyun keser, onu parçalara ayırır, sonra da Hatice’nin dostlarına gönderirdi. Bazen ben,

‘Sanki yeryüzünde Hatice’den başka kadın yok!’ diyerek serzenişte bulunurdum da Allah Resûlü,

‘Hatice şöyle idi, Hatice böyle idi. Üstelik ondan benim çocuklarım var.’ derdi.”

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de Hz. Hatice’ye olan vefasını her zaman ve zeminde, onun dost ve arkadaşlarına da ikramları ile göstermiştir.

Bir defasında yanına gelen bir ihtiyar kadına fazla ikramda bulunmuştu. Sebebini soranlara “Bu kadın, Hatice’nin sağlığında bize gelir giderdi. Ahde vefa dindendir.” şeklinde cevap vermiştir. Nitekim anne ve babaya vefa göstermenin şartlarından birisinin de onların dost ve akrabalarını arayıp sormak olduğunu belirtmiştir. (Müslim, Birr, 11.)

Bir vefa abidesi olarak Hz. Peygamber #3

DİNE HİZMET EDENLERE VEFÂSI

Mü’mine siyâhî bir kadın, sürekli olarak Ravza’yı temizlerdi. Efendimiz onu bir ara göremedi. Merak ederek nerede olduğunu sordu. Öldüğünü söylediler. Bunun üzerine Vefâ Âbidesi Efendimiz; “Bana haber vermeniz gerekmez miydi?” buyurdu. Daha sonra; “Bana kabrini gösterin!” diyerek kabrine gidip cenâze namazı kıldı ve ona dua etti.

 

EBU TALİP’İN EŞİNE OLAN VEFASI

Peygamber Efendimiz kendisini şefkât ve merhametle büyüten annesini küçük yaşta kaybedip öksüz ve yetim kaldığında onu önce dedesi, daha sonra da amcası Ebû Tâlib yanına almıştı. Bu sıralarda amcası Ebû Tâlib’in hanımı, Ali’in annesi Fâtıma hatun, Sevgili Peygamberimiz’e çok iyi bakmış, onu kendi çocuklarından hiç ayırmamış hatta daha da üstün tutmuştu. Müslüman olarak Medine’ye hicret eden bu hanım vefât ettiğinde Resûlullah; “Annem öldü!” demiş, onu gömleği ile kefenlemiş, daha sonra da kabre alışması için oraya bir müddet uzanmıştı. “Yâ Resûlallâh! Herhâlde Fâtımâ’nın ölümüne çok üzüldünüz!?” denildiğinde ise:

“O benim annemdi. Kendi çocukları aç dururken önce benim karnımı doyurur, kendi çocuklarının üstü başı toz toprak içinde dağınık dururken, o önce benim başımı tarar ve gülyağı sürerdi. O benim annemdi.” buyurmuştur.

Bir vefa abidesi olarak Hz. Peygamber #4

İLK SÜT ANNESİ SÜVEYBE’YE OLAN VEFASI

Hz. Peygamber kendisine ilk defa sütanneliği yapıp ara sıra kendisini emziren Ebû Leheb’in cariyesi Süveybe’ye karşı gönlünün derinliklerinde sevgi beslemiş, ona karşı hep minnet duygusu taşımıştır.

Süveybe sık sık Efendimizi ziyarete gelir, Allah Resulü de ona hep izzet ve ikramda bulunurdu.

Peygamberimiz Hz. Hatice ile evlendikten sonra Hz. Hatice de Süveybe’ye hürmet ve ikramda bulunmuştur.

Efendimizin Medine’ye hicretinden sonra Ebû Leheb tarafından azat edilen Süveybe’ye Hz. Peygamber, Hayber’in fethinden sonra ölünceye kadar bakmış, onun bütün ihtiyaçlarını karşılamıştır. Süveybe’nin vefat haberi kendisine ulaşınca da ikram etmek için yakınlarını soruşturup, araştırmıştır.

Bir vefa abidesi olarak Hz. Peygamber #5

SÜT ANNESİ HALİME’YE OLAN VEFASI

Sütannesi Halime Hatun’u her gördüğünde; “Anneciğim! Anneciğim!” der, kendisine candan muhabbet ve hürmet gösterir, ridâsını (üst elbisesini) yere serip üzerine oturtur, bir isteği varsa hemen yerine getirirdi. (İbn-i Sa‘d, I, 113, 114)

Halime Hâtun, bir gün Peygamber Efendimizi görmek için Mekke’ye gelmiş, Efendimize misafir olmuş, yurtlarında hüküm süren kuraklık ve kıtlıktan, hayvanlarının kırıldığından dert yanmıştı. Efendimiz; Hz. Hatice’ye sütannesinin vaziyetini anlatınca, ona kırk koyun ile binmek ve yüklerini taşımak üzere bir de deve hediye eden Hatice validemiz de Efendimize olan vefasını göstermiştir.

DADISI ÜMMÜ EYMEN’E VEFASI

Efendimizin vefakârlığından nasiplenen örnek şahsiyetlerden birisi de kendisine bir hafta süt emziren dadısı Ümmü Eymen’dir. Eşi Zeyd b. Harise ve oğlu Üsame B. Zeyd’in efendimiz yanındaki konumunu hatırlayalım. Peygamberimiz ona son derece hürmet göstermiş, yanından ayırmamış, evlendirmiş ve ihtiyaçlarının karşılanması için elinden geleni yapmıştır.

 

HZ. PEYGAMBERİN KÖTÜLÜĞE İYİLİKLE KARŞILIK VERDİĞİNİ GÖSTEREN VEFA ÖRNEĞİ

Fransız tarihçi John Davenport, Efendimizin hayatını merak edip incelerken Mekke’nin Fethine geldiğinde;

“Kim bilir Muhammet 20 senedir arkadaşlarına kan kusturan, şehirlerinden çıkaran Mekkelilere nasıl işkence edip süründürecek” diye merak etmişti.

Allah Resulü (sav) ilk olarak Kabe’ye gider, Şükür secdesi yapar ve “Hepiniz Allah’ın kulusunuz, size önceki yaptıklarınızdan ayıplama yok. İşlerinize gidebilirsiniz!” dediğini okuyunca Fransız tarihçi Davenport hayrette!

Bu kesinlikle saltanat olamaz; iktidar hırsı değildir. Olsa olsa hak dinin hayata tatbik edilişidir” diyerek secdeye kapanmış ve Müslüman olmuştur.

Ünlü tarihçi kendi eseri “İzz-üs Sacide -Secdedeki İzzet” kitabında Müslüman oluşunu bu şekilde anlatmıştır.


 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir